Lohusa Depresyonu Nedir?

Her kadında farklı biçimler de ya da farklı şiddette görülse de lohusa depresyonu gebelik sonrası dönem de sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu durumda pek çok kişi tarafından da lohusa depresyonu nedir sorusu sorulmaktadır. Gebelikten hemen sonra annelerde kaygı bozuklukları ve aşırı yorgunluk hissi lohusa depresyonu olarak adlandırılır.

Lohusa Depresyonunun Sebepleri Nedir?

Gebelik döneminde annelerde vücuttaki hormonlar daha da artmaktadır. Özellikle östrojen hormonunda ciddi bir artış görülür. Fakat doğum başlayıp da gebeliğin sonlanması ile bu hormonlar ani olarak azalmaktadır. İşte bu durum lohusa depresyonunun biyolojik sebepleri arasında yer alır. Fakat lohusa depresyonunun tek sebebi hormonlardaki ani değişim değildir. Çünkü hormonal değişim doğum sonrasında her kadında olmaktadır fakat gebelik sonrasında her kadında bu duruma rastlanmamaktadır. Bu durumda işin bir de psikolojik boyutu vardır.
Özellikle gebelik esnasında psikolojik olarak kadınların kendini yalnız hissetmesi ve stres gibi durumların yoğun bir biçimde yaşanması lohusa depresyonunu tetikleyen en önemli sebeplerden biridir. Özellikle kadın, hayatını kendi yönetemediğini bununla birlikte başkaları tarafından yönetildiğini hissederse daha büyük bir risk altındadır. Bu durumda gebeliğin bitmesi bebekle olan bağının da tamamen koptuğunu düşündürebilir. Bu da kadınları psikolojik olarak yıpratacaktır.

Doğum Sonrasında Kimler Risk Grubundadır?

Özellikle problemli bir evliliğe sahip olan kadınlar ve anneliğe henüz hazır olmadığı halde bebek sahibi olan kadınlar daha çok lohusa depresyonuna yakalanıyor. Ayrıca geçmişte yaşadıkları psikolojik sorunları atlatamayan kadınlar da risk altında olan grup içerisinde yer alıyor.

            Lohusa depresyonu yaşayan kadınlarda aşırı bir hüzün duygusu ya da kendini boşlukta hissetme vardır. Ayrıca bedensel olarak sürekli bir yorgunluk ve enerji kaybı bulunuyor. Çevreye karşı duyarsızlık özellikle aile ya da arkadaş ortamlarından uzak kalma durumu da belirtilerin başında yer alıyor.

Sürekli bir mutsuzluk ve bebeğe karşı olan ilgisizlik de durumun yansımalarından biridir. Fakat zannedildiği gibi gebelik sonrası depresyonda kadınlarda intihar eğilimi çok yüksek değildir. Fakat bebeğini yok etme eğilimi daha yüksektir. Bu durumda aile desteği ve özellikle ilk 40 gün oldukça önemlidir. Bu süre zarfında aile ve eş anneye yeterince yardım etmek zorundadır.